Advertisement
Untitled Document
Sondakika >> Reklam | Künye | İletişim | Sitene Ekle
 
Kullanıcı Adı Şifre
Yeni Üye
Anasayfa Yap Sık Kullanılanlar Ekle 17-08-2017
ANASAYFA
Gündem Siyaset Kadın Eğitim Spor Polis & Adliye Sağlık Yerin Kulağı Var Magazin İş Dünyası Medya Ekonomi
Ana Sayfa > Mehmet SÖNMEZOĞLU > Hayâ imandandır  
Hayâ imandandır
Yüce dinimiz İslam’ın temel hedeflerinden biri de, mükemmel ve şerefli bir varlık olarak yaratılmış olan insanın (İsrâ, 17/70) onur ve haysiyetini muhafaza ederek insanca yaşamasını sağlamaktır.
22/10/2016 - 13:40
Mehmet SÖNMEZOĞLU TÜM YAZILARI
0 Yorum
1962 Okunma
Makaleyi Yazdır
Diğer Yazıları
Hayâ imandandır
İlim tahsili
Sırat-ı müstakîm
Fitneden sakınmalıyız
Gelin birlik olalım

İslam, insanın sahip olduğu fıtrî değerlerini koruyabilmesi ve Allah’a güzel bir kul olabilmesi için inanç ve ibadet yükümlülüklerinin yanısıra bir takım ahlâkî kurallar da ortaya koymuştur. Dinimizin büyük önem verdiği bu ahlâkî ilke ve prensiplerden biri de hayâ duygusudur.

Hayâ kelimesisözlükte “utanma, çekinme, tövbe, vazgeçme” gibi anlamlara gelmektedir.Ahlâkî bir kavram olarak ise, kötü söz ve davranışlardan rahatsızlık duymayı vebunlardan sakınmayı sağlayan utanma duygusu demektir. Dilimizde “ar” kelimesi de aynı anlamda kullanılmaktadır.

Kur’an-ı Kerim’de hayâ,ondan türetilmiş kelimeler halinde üç yerde geçmektedir. Bakara suresi 26.ayette Allah’ın gerçeği açıklamaktan çekinmeyeceği, Ahzâbsuresi 53. ayette de bazı Müslümanların davranışlarından rahatsız olan Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, bunu onlarasöylemekten çekindiği bildirilmektedir. Diğer ayette ise, Hz.Şuayb (a.s.)’ın kızlarından birinin Hz. Musa (a.s.) ile konuşurken utangaç davrandığı haber verilmektedir.(Kasas, 28/25)Ayrıca “Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır.”(A’râf, 7/26)ayetinde geçen “takva elbisesi” sözü de müfessirlercehayâ şeklinde yorumlanmıştır.

Hayâ, Allah’ın sevdiği bir haslettir. Çünkü hayâ duygusu insanı çirkin iş, düşünce ve davranışlardan uzak tutar. Bu nedenle hayâ, kişinin faziletini ve Allah’ın yanında derecesini artırır, insanlar arasında itibar ve saygınlık kazandırır. Hayâ, insanları ahlâk ve fazilet yollarına sevk ederek toplumların maddî ve manevî her alanda ilerlemelerini sağlar.

İnsanlığın ziyneti olan hayâ, bütün peygamberlerin ortak özeliklerinden biridir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Dört haslet Peygamberlerin sünnetindendir. Hayâ, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek.”(Tirmizî, Nikâh, 1)

İnsan nefsânî arzularının tehlikesinden ve ahlâka aykırı her türlü fenalıktan ancak edep ve hayâ duygusuyla korunabilir. Hayâ duygusu Müslümanları diğer insanlardan ayıran en belirleyici değer ölçülerindendir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.),“Her dinin bir ahlâkı vardır; İslam’ın ahlâkı da hayâdır”(İbnMâce, Zühd, 17)hadisiyle hayânın Müslümanların en başta gelen ahlâkî özellikleri olduğunu bildirmiştir.“Hayâ imandandır” (Buharî, İman, 16, Edeb, 77; Müslim, İman, 57-59)ve “Hayâ da imandan bir şubedir”(Müslim, İman, 58)hadis-i şerifleri de iman ile hayâ ilişkisini açıkça ortaya koymaktadır.

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in, hayâyı imandan saymış olması, hayânın dindeki yerini ve önemini açıkça ortaya koymaktadır.Çünkü hayâ, insanın Allah’ın emirlerine uymasını ve yasaklarından kaçınmasınıkolaylaştırır. İşte böylece kişi hayâ sebebiyle imanın gereklerini yerine getirmiş olur.

Esasında hayâ duygusunun temelini, Allah’tan hayâ etmek oluşturmaktadır. Allah’tan kâmil manada hayâ etmeyen kimsenin insanlardan hayâ etmesi mümkün olmaz. Olsa da eksik ve yetersiz kalır. Kimi insanlar kullardan utanıp çekinirler, yaptıkları kötülükleri başkalarının bilmesini istemezler de Allah’tan utanıp sakınmazlar, Halbuki insan, herşeyden önce Allah’a karşı hayâ duymalıdır.Zira hiç kimsenin olmadığı yerlerde bile Yüce Rabbimiz bizi görüp, gözetmektedir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), “Allah, kendisinden hayâ edilmeye, insanlardan daha layıktır”buyurmuştur. (Ebu Davûd, Hammâm, 2) O halde hayâ konusunda son derece titiz olmalıyız, öyle ki, hiç kimsenin bulunmadığı yerlerde bile edebe aykırı davranışlardan, mahrem yerlerimizi ulu orta açmaktan sakınmalıyız.

Allah’tan hayâ etmek demek, kişinin Allah’ın her an kendisini görüp gözetmekte olduğunun şuuru içerisinde olarak O’nun razı olmadığı bir iş yapmaktan sakınması demektir. Bu,bir hadis-i şerifte sözü edilen “ihsan” (Buharî, İman, 37; Müslim, İman, 1)kıvamında bir kulluk anlamına gelmektedir.Peygamber Efendimiz  (s.a.s.) bir defasında, “Allah Teâlâ’dan gerektiği gibi hayâ ediniz” buyurduğunda kendisine, “Ya Resûlallah! Allah’tan gereği gibi nasıl hayâ edebiliriz?” diye sorulmuştu. Bunun üzerine Allah Resûlü; “Kim başını ve başında yer alan organları, karnını ve karna bağlı organı korur, dünya hayatının süsüne kendini kaptırmaz, ölümü ve çürüyüp yok olmayı unutmazsa o kimse, Allah Teâlâ’dan gereği gibi hayâ etmiş olur”buyurmuştur.(Tirmizi, Kıyâme, 23)Hz. Peygamber (s.a.s.) bu hadisinde kulun Allah’ın kendisine emanet olarak verdiği bedenini günahlardan korumasınıAllah’tan hayâ etmek olarak değerlendirmiştir.

Hz. Peygamber’in Hayâsı

Hz. Peygamber (s.a.s.) son derece hayâlı, edep ve iffet sahibiydi. O, sadece peygamberlik döneminde değil, bundan önce de ahlâksızlığın bütün insanlığı sardığı cahiliye toplumunda bile hayâ timsali bir insan olmayı başarmıştı. O, hayatının hiçbir döneminde hayâ duygusundan bir lahza bile uzak kalmamıştır.

Allah Resûlü (s.a.s.), ahlâkı Kur’an’da övülen (Kalem, 68/4) ve bütün insanlığa örnek alınması gereken bir model olarak sunulan (Ahzâb, 33/21), bütün ahlâki faziletleri şahsında toplamış olan Allah’ın en sevgili kulu ve elçisiydi. Dolayısıyla Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in, diğer ahlâkî özellikleri gibi O’nun hayâ duygusu da örnek alınması gereken bir üstün mertebede idi. 

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), sahip olduğu yüksek hayâ duygusu sebebiyle hiçbir zaman yüksek sesle konuşmazdı. Kahkaha ile gülmez, yalnızca tebessüm ederlerdi. Kimsenin yüzüne dikkatlice bakmazdı. Hoşlanmadıkları bir söz veya davranış dolayısıyla muhataplarının yüzüne karşı onları incitecek şekilde hatalarını söylemezdi. Ashabı O’nun hakkında, “Evinde edebiyle oturan bir genç kızdan daha hayâlı idi” demişlerdir. (Buharî, Edeb, 73, 77; Müslim, Fezâil, 67)

İslam’a yeni giren bazı Müslümanlar bu yeni dinlerinin edeplerini, güzelliklerini henüz yeteri kadar öğrenemediklerinden bazı davranışlarıyla istemeden de olsa Hz. Peygamber (s.a.s.)’e sıkıntı veriyorlardı. Fakat Hz. Peygamber (s.a.s.) engin hayâ duygusundan onlara bir şey söyleyemiyordu. Bunun üzerine Yüce Allah Ahzâb suresi 53. ayeti indirdi. Ayette, Hz. Peygamber (s.a.s.)’e sıkıntı verecek davranışların âdâba aykırı olduğu hatırlatılmış, bu konuda mü’minlere uyarıda bulunulmuştur.

Allah Resûlü (s.a.s.) kendisi hayâ konusunda örnek tavırlar sergilediği gibi sözleriyle de hayâ duygusunu övmüş ve mü’minleri bu hususta teşvik etmiştir. Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Hayâ imandandır ve hayâlı olan kimse cennettedir. Hayâsızlık ise kalbin katılığındandır; kalbi katı olan da cehennemdedir.”(Buharî, İman, 16)“Hayâ ve edep, girdiği yeri süsler.”(Müslim, Birr, 78)“Hayâ sadece iyilik getirir.”(Buharî, Edeb, 77; Müslim, İman, 60)“Hayâ bütünüyle hayırdır.”(Müslim, İman, 61)

İslam, neslin muhafazası ve toplumun huzuru için insanlar arasında hayâ ve iffetin hâkim olmasına büyük önem vermiş, bu nedenle her türlü fenalığı, iffetsizlik ve hayâsızlığı yasaklamıştır. Bir toplumda hayâsızlığın yayılıp çoğalması o toplum için çok büyük tehlikedir. Çünkü iffet ve hayânın insanlar arasından yok olup gitmesiyle toplumda ar, namus ve utanma kalmaz, her türlü kötülük çok rahat bir şekilde işlenmeye başlar. Bundan dolayı insanlar arasında hayâsızlığın yayılmasını isteyenler, bunun için faaliyette bulunanlar kadar toplumun felaketine zemin hazırlayan böylesi büyük bir tehlike karşısında duyarsız kalan ve buna mani olmak için çaba sarfetmeyenler de vatan ve milletlerine en büyük ihaneti yapmış olurlar. Bu kişiler bunun cezasını dünya ve ahirette mutlaka çekeceklerdir. Kur’an-ı Kerim’de “İnananlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz”(Nûr, 24/19)buyrularak hayâsızlığın yaygınlaşmasına çalışanlar ciddî manada ikaz edilmiştir.

Bir hadis-i şerifte bildirildiğine göre; Cenâb-ı Hakk, bir kulu helak etmek istediği zaman, ondan hayâyı çekip alır ve o kul gazaba uğrar. Ardından o kimsenin güvenilirliği kaldırılır ve o hain biri olur. Daha sonra bu kişi rahmetten mahrum bırakılır. En sonunda ise lanete uğrar ve kendisinin İslam ile olan bağı koparılır.” (İbnMâce, Fiten, 27) Bu gibi hayâdan nasibi olmayan bedbaht insanların kendileri helake sürüklenirken vatanlarına, milletlerine ve topyekûn bütün İslam ümmetine karşı ihanetlerde bulunduklarına da defalarca şahit olduk. Allah Resûlü (s.a.s.)’in, “Utanmıyorsan dilediğini yap”(Buharî, Edeb, 78)hadisi de, hayâ duygusunun kişiyi kötülüklerden alıkoymada ne kadar etkili olduğunu açıklamakta, aynı zamanda bu duygudan mahrum olan kimselerden her türlü kötülüğün beklenebileceğini de ortaya koymaktadır.

Mü’min zor zamanlarda, sıkıntılı anlarda bile kulluk bilincini muhafaza etmeli, hayâlı davranmak konusunda gereken hassasiyeti göstermelidir. Zor zamanlarda hayâ duygusunu muhafaza etmek büyük bir fazilettir. Maalesef son yıllarda insanların ar, namus anlayışları değişti. Yabancı kültürlerin Müslüman toplumlar üzerindeki yoğun tesirlerinin de etkisiyle hayâ konusundaki hassasiyetlerimiz ciddi manada zaafa uğradı. Bu durumda Müslümanlar olarak daha dikkatli olmak mecburiyetindeyiz.  “Ne yapalım, bu zamanda böyle gerekiyor, elimden bu kadar geliyor yahut el âlem ne der” gibi bahanelerin arkasına sığınıp, dinimizin hayâ konusundaki prensiplerine, ar ve namus anlayışımıza ters düşen hal ve hareketlerde bulunmaktan son derece sakınmalıyız. Unutmayalım ki; huzurlu aile hayatının ve huzurlu bir toplumun yolu hayâ duygusunu insanî ilişkilerimize hâkim kılmaktan geçmektedir.

22/10/2016 - 13:40
Mehmet SÖNMEZOĞLU
0 Yorum
1962 Okunma
Makaleyi Yazdır
YORUM YAZ
Untitled Document

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

FACEBOOK'TA TAKİP ET
 
 
KÖŞE YAZILARI
   
EN ÇOK OKUNANLAR
   
EN ÇOK YORUMLANANLAR
   
ANKET
 
 
HAVA DURUMU
   
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Untitled Document
Tasarım ve Yazılım
Taha Medya
Gündem   Siyaset   Kadın   Eğitim   Spor   Polis & Adliye   Sağlık   Yerin Kulağı Var   Magazin   İş Dünyası   Medya   Ekonomi