Untitled Document
Sondakika >> Reklam | Künye | İletişim | Sitene Ekle
 
Kullanıcı Adı Şifre
Yeni Üye
Anasayfa Yap Sık Kullanılanlar Ekle 24-02-2018
ANASAYFA
Gündem Siyaset Kadın Eğitim Spor Polis & Adliye Sağlık Yerin Kulağı Var Magazin İş Dünyası Medya Ekonomi
Ana Sayfa > Mehmet ERYÜREK > Dişlerimizi gıcırdata gıcırdata yaşıyoruz  
Dişlerimizi gıcırdata gıcırdata yaşıyoruz
İnsan ne iş yaparsa yapsın önce o yaptığı işe kendi inanmalı.
22/01/2018 - 16:09
Mehmet ERYÜREK TÜM YAZILARI
eryurekmehmet@hotmail.com
0 Yorum
4922 Okunma
Makaleyi Yazdır
Diğer Yazıları
Benden duyacağınıza emin olabilirsiniz!
Dişlerimizi gıcırdata gıcırdata yaşıyoruz
Derince bunları hak ediyor mu?
Hay senin kongrene…
Şeref (siz) misiniz?

Siyaset yapıyorsa; yamuk-yumuk işlere karışmamış olmalı.

Ticaret yapıyorsa; asla müşterilerini aldatmamalı.

Sanatkâr ise; sanatının tüm inceliklerini bilmeli.

Gazeteci ise; kimsenin adamı olmadan, objektif yayıncılık yapmalı.

Avukat ise; inanmadığı davaya bakmamalı.

İnşaatçı ise; malzemeden çalmadan bina yapmalı.

Memursa ya da işçi ise; çalıştığı kurumu ve insanlar mağdur etmemeli.

Hâkim ya da savcı ise; hak, hukuk ve adaleti istisnasız gözetmeli.

Her insan bir başkasının müşterisidir.

Benim bir kaportacı ile senin bir avukat ile bir başkasının da bilmem kim ile mutlaka bir alışverişi vardır.

Herkes işini doğru yaparsa ne sorunumuz olabilir ki?

Mesela bir sanatkâr olsanız da, size hiç beceremeyeceğiniz bir iş getirseler “Ben bunu yaparım, hiç merak etmeyin” der misiniz?

Dememeniz lazım değil mi?

Ya da siz bir avukat olsanız, eşinizi darp etmiş, türlü türlü sorunlarınız olmuş olsa, size bir hanımefendi gelse ve “beni eşim darp ediyor, bir sürü sorunları var” diye müracaat etse siz bu davayı kabul eder misiniz?

Etmemeniz lazım değil mi?

Öyle olmuyor işte..!

Bir işi kimin yapmaması gerekirse o işe balıklama atlayanların Dünyasında yaşıyoruz artık.

Suçlu iken haklı yerine geçmek için türlü türlü dalavereler yapan, yalanın ve iftiranın dibine vuran, kendini haklı kılmak için yalancı şahitler tertipleyen ve en dramatik olanı da; onların bu tür dalaverelerine kayıtsızca ortak olarak kul hakkına giren yüzbinlerce insanın yaşadığı bir Dünya artık burası.

Zamanın Deccalı Fetö ile kucak kucağa yaşayan, ülkesini satmak için bir an bile tereddüt etmeyen şerefsizlerin olduğu ve yine en dramatik olanı; onları savunmak için can atan şahsiyetlerin olduğu bir ülkede yaşıyoruz yine.

FETÖ’ den içeri alınan bir yakını olduğunda sövmediği devlet adamı bırakmayan, denetimli serbestlik aldığında ise mal bulmuş mağribi gibi sevinen, sorulduğunda ise en büyük devletçi “benim” diyen karaktersizlerin yanı başımızda olduğu bu ülkede o şahsiyetlerin yüzüne tükürmemek için yutkunduğumuz bir dönemi yaşıyoruz ne yazık ki.

Oğlunun binlerce liralık kumar borcunu ödeyip altına son model arabaları çektiği lakin bir garip gördüğünde bir lirayı bile çok gören, servetinin nerden geldiği belli bile olmayan haramzadelerin malı götürdükleri bu dünyada “İnsan ne iş yaparsa yapsın önce o yaptığı işe kendi inanmalı.” Demek ne kadar doğrudur bilemiyorum inanın.

Üç kuruş servet edindiğinde, şöhretin şehvetine kapıldığında önce eşini değişen, sonra yeni yeni eşler alan ve bunu da kılıfına uydurarak hayâsızca aramızda dolaşanlara ne demeli?

Kırk yıllık dostunu kırk kuruşa satan namertlerin hasbelkader geldiği konumundan ötürü cebine milyonları indirdiği ve sonra da “ben adamım” diye pişkin pişkin dolaştığı şehirlerin sokakları kim dar gelmeli acaba?

Sosyal medyada sükse yapıp, eline pahalı bir tesbih çekip, ceketini de hafice sağa indirerek sahte kabadayılık yapanlara kim dur demeli ki?

Vatan savunması için, şahadeti şerbetini içmek için bir an dahi tereddüt etmeyen Mehmetçiklerimize dua etmek yerine, milleti galeyana getirerek sokaklara dökmeye çalışan Vatan hainlerinin cirit attığı bir ülkede dişlerimizi gıcırdata gıcırdata yaşıyoruz maalesef.

At iziyle it izinin birbirine karıştığı şu zamanda tüm bu olumsuzluklardan kendini korumak, Vatan-Millet sevdasından asla vazgeçmemek en büyük erdem bence.

Üstadı dediği gibi “Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir gençlik” lazım bize.

Ve yine üstadın dediği gibi "Kim var?" diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert "ben varım!" cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur!" fikrini besleyici bir dâva ahlakına kaynak bir gençlik” çok elzem.

Afrin’ e vatan için cenke giden bir Mehmetçiğe “Ailene bir mesajın var mı” diye sorulan soruya “Beklemesinler” diye verdiği cevap kanımı dondurdu, yüreğimi ürpertti, gözlerimi doldurdu.

İman şuuru bu işte…

Ana-Babayı bile unutturacak kadar şehadet hasretiyle yanan Vatan sevgisi bu...

Bu evlatlarımız ve bunları yetiştiren Ana Babalarımız ve Vatan sevgisini her şeyin üstünde görenlerin hürmetine dimdik durarak yedi düvele karşı mertliğinden taviz vermeden masaya yumruğunu vuran bir Türkiye.

Herkes işini iyi yapsın…

Yapsın ki;yukarıda sıraladığım şahsiyetlerin bir sonu olsun…

Bize “BEKLEMESİNLER” diyecek mertler lazım.

Allah c.c Hazretleri yetişen neslimize üstadın da ifade ettiği gibi “BEN VARIM” dedirtecek imanı ihsan eylesin.

Ve dilerim herkes ama herkes önce kendi evini mamur eylesin…

Sonrası kolay.

Kalın selametle.

22/01/2018 - 16:09
Mehmet ERYÜREK
0 Yorum
4922 Okunma
Makaleyi Yazdır
YORUM YAZ
Untitled Document

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

FACEBOOK'TA TAKİP ET
 
 
KÖŞE YAZILARI
   
EN ÇOK OKUNANLAR
 
 
EN ÇOK YORUMLANANLAR
 
 
ANKET
 
 
HAVA DURUMU
   
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Untitled Document
Tasarım ve Yazılım
Taha Medya
Gündem   Siyaset   Kadın   Eğitim   Spor   Polis & Adliye   Sağlık   Yerin Kulağı Var   Magazin   İş Dünyası   Medya   Ekonomi